Ünye'deki YENİ yurt binamız birinci sınıf mobilya ve dekorasyonla; Ordu üniversitesi 'Ünye İktisadi İdari Bilimler Fakültesi' öğrencilerine özel Yıldız Kız Öğrenci Yurdu daha konforlu ve kaliteli hizmet vermek için 5 yıldızlı otel kalitesinden apart yurt kalitesine modernize edilmiş olup, ünye'de sizlere hizmet vermeye başlamıştır.

ÜNYE LÜGATÇESİ

Ağu 2, 2011   //   Yazar: root   //   Ünye  //  Yorum Yapılmadı

ÜNYE KELİMELERİ SÖZLÜĞÜ

(ÜNYE LÜGATÇESİ)

DR. MÜRSELİN GÜNEY

Ünye’de ve yakın çevresinde kullanılan bu bölgeye has çok sayıda kelime vardır. Bu kelimelerin çoğu Türkiye Türkçesinin esasını teşkil eden İstanbul Türkçesinde kullanılmamaktadır. Bir kısım kelimeler ise, İstanbul Türkçesinde mevcut olmakla beraber, Ünye ağzında o kadar farklı şekilde söylenmektedir ki, ayrı bir kelime olarak değerlendirilmesi zaruri hale gelmektedir. Son on yıllar içinde, ülke içindeki ulaşımın kolaylaşması ve göçün artması, şehirleşme oranının yükselmesi, sesli ve görüntülü yayın organlarının çoğalması sonucunda mahalli ağızlar giderek hususiyetlerini kaybetmeye, terkedilmeye ve unutulmaya başlanmıştır. Yirmili yaşlar ve altındaki bir çok Ünyelinin mahalli ağzı ve kelimeleri pek az bildikleri görülmektedir. Mahalli kelimeler ve ağız özelliklerinin tesbit edilmesinin ne kadar önemli olduğu açıktır. Ünye kelimeleri büyük oranda tarihi Türk lehçelerine dayanmaktadır. Bu kelimelerin önemli bir kısmı, değişik orandaki söyleyiş farklılıkları ile birlikte Anadolu’nun ve Türk dünyasının çeşitli yerlerinde kullanılmaktadır. Meselâ “dav” (dağ) kelimesi Ünye ağzında “orman” karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu mânâ tarihi Orta Asya Türk lehçelerinde mevcut olduğu gibi, günümüzde Türk dünyasının en uzak köşesini teşkil eden ve Türkiye Türkçesi ile pek az benzerliği olan Yakut Türkçesinde de yaşamaktadır. Bir kısım kelimeler ise, tarihi Türkçe metinlerde geçmekle birlikte, günümüzde başka yörelerde kullanılmamaktadır. Osmanlı Türkçesinde bulunan Arapça ve Farsça menşeli kelimelerden bazılarına Ünye ağzında, günümüz İstanbul Türkçesinden farklı mânâlar yüklenmiş olarak, yahut ayrı kelime sayılacak ölçüde ses değişimine uğramış olarak rastlanmaktadır. Osmanlı Türkçesinde mevcut olduğu halde günümüz İstanbul Türkçesinde terkedilmiş olan bazı Arapça ve Farsça kelimelere de Ünye ağzında rastlamak mümkündür Bunun yanı sıra, Türkçe dışındaki dillerden Osmanlı İmparatorluğu devrinde alınmış gibi görünen bazı kelimeler de vardır. Bu kelimeler daha ziyade Ünye şehir ağzında görülmekte olup, çoğu denizcilikle ilgilidir. Ses yapısı itibariyle bu kelimeler Rumca’dan geçmiş gibi görünmektedir. Ayrıca, Ünye bölgesine yerleşen Kafkasya asıllı Müslümanlardan alınmış gibi görünen az sayıda kelime vardır. Bu kelimelere bir örnek “aznahur” kelimesidir. Son asır içinde batı dillerinden geçip mânâ kaymasına uğrayıp mahalli hüviyet kazanan bazı kelimeler de vardır. Bu kelimelere “tiyatora” örnek olarak gösterilebilir. Ünye kelimeleri sözlüğü ile ilgili malzeme toplamaya 10 yıl kadar önce başladık. Tesbit edilen kelime, deyim ve atasözleri kaydedilip doğrulama işlemi yapıldıktan sonra, alfabetik olarak bilgisayar ortamına kaydedildi. Bilindiği gibi, bazı kelimelerin söylenişinde köyler, hatta mahalleler arasında bile farklılıklar görülebilmektedir. Bu lügatçede kullanılan malzemenin toplanmasında ve telaffuzun tesbitinde Ünye şehir ağzı ile Saylan köyü Hüsemli mahallesinde kullanılan ağız esas alınmıştır. Bunların yanı sıra, Ünye’nin diğer yörelerinden alınan malzeme de değerlendirilmiştir. İstanbul Türkçesinde kullanılan kelimelerin pek çoğu Ünye ağzında önemli ses değişmelerine uğramaktadır. Ses değişimine uğrayan bu kelimeler ayrı kelime olarak değerlendirilmemiştir. Ünye ağzında meselâ “baba” “buba”ya, “köy” “köv”e, “mescit” “meçit”e dönüşmüş olarak kullanılmaktadır. Bunların hiç biri ayrı kelime sayılmamış ve lügatçemizde yer verilmemiştir. Öte yandan, ses değişimi çok ileri seviyede olan ve ilk anda İstanbul Türkçesindeki aslının ne olduğu anlaşılamayacak kadar değişime uğramış olan az sayıda kelime lügatçemize alınmıştır. Meselâ lügatçemize aldığımız “damakkâr” kelimesi aslı “tamahkâr” olarak İstanbul Türkçesinde mevcuttur. Fakat tanınmasını zorlaştıracak ölçüde belirgin ses değişmesi olduğu ve mânâ farklılaşması da bulunduğu için, ayrı kelime olarak değerlendirilmesi gerekmiştir. Bazı kelimeler ise İstanbul Türkçesine göre ses değişimi hiç olmadan belirgin mânâ kaymasına uğramışlardır. Meselâ “seyir” kelimesinin Ünye ağzında uğradığı belirgin mânâ farlılığı onun ayrı bir kelime olarak değerlendirilmesini zaruri kılmıştır. Lügatçemizde, kelimeler Ünye ağzındaki telâffuzla verildiği için, anlamayı kolaylaştırmak maksadıyla İstanbul Türkçesindeki söyleniş köşeli parantez içinde gösterilmiştir. Genizden gelen n sesini göstermek için (ñ) işareti kullanılmıştır. Bütün gayretlere rağmen, bazı kelimelerin mânâsını bulmak mümkün olmamıştır, veya bulunan mânâ şüphelidir. Daha çok lâkap olarak kullanılan bu tip kelimelere şimdilik lügatçede yer verilmemiştir. Eksiksiz ve kusursuz olmadığını bildiğim bu lügatçe başta eşim Dr. Ayşe Güney olmak üzere çok sayıda Ünye dostunun yardımları ile derlenmiştir. Hepsini şükranla anıyorum. İleride daha kusursuz hale gelebilmesi için, okuyanların tesbit ettikleri eksik kelimeleri ve farklı mânâları bana bildirmelerini rica ediyorum. Dr. Mürselin GÜNEY Sofular Mah. Yeşiltekke Sok. No 35 D 2 34260 Fatih-İSTANBUL e-mail: murselin@yahoo.com A HARFİ
  • aacu: ağabey
  • aahorda: işte şurada
  • aarı: vasıtasıyla, yoluyla, izleyerek “ameleler geçi yolundan aarı gittiler.”
  • aavorda: bk aahorda
  • abrul beşi: eski nisan ayının beşine rastlayan fırtına günü
  • abrul: eski nisan ayı
  • abu: abla
  • aceske: diz altına kadar uzanan, dar, körüklü bir çeşit çizme
  • acı fındık: erken olgunlaşan bir fındık çeşidi
  • acımak: odun ve kerestenin vasfını kaybedip çürümeye dönmesi
  • acımuk: tadı acımsı olan
  • acımuk: yabani bir ot
  • ağaç tokaç: çalılık, dikenlik ve düzensiz arazi
  • ağız öykünmek: birinin söylediği sözü onu kızdıracak şekilde bozarak tekrarlamak
  • ağlamsuk: ağlamaya meyilli, çok ağlayan
  • aha: işte bu
  • ahacuk: işte burada
  • ahrında [âhırında]: en sonunda, nihayet
  • ak armut: bir armut çeşidi
  • ak kirez [ak kiraz]: pembemsi kırmızı renkli, lezzetli bir kiraz çeşidi
  • ak üzüm: beyazımsı, sulu ve mayhoş bir üzüm
  • akıllu [akıllı]: küçücük “akıllu uşaktan zopa yemiye utanmii mun?”
  • aklan: orman içlerinde sel akışıyla meydana gelen tabii yol
  • aksırak: mükemmel, âlâ
  • akulca: bk akıllu
  • alaboz kirez [alaboz kiraz]: geç olgunlaşan bir kiraz çeşidi
  • aladana: sırtı benekli, uzun duyargaları olan kınkanatlı bir böcek
  • alaf: hayvan yiyeceği olan kuru bitkiler
  • alamuk: havanın kâh güneş açıp kâh bozması hali
  • alarmak: kırmızılaşma, meyvanın kızarması
  • alçaarek: kısa boylu, alçak, basık
  • aldangoç: şaşırtma, aldatma
  • algon: lağım çukuru
  • alku: ceviz meyvasının yeşil renkli dış kabuğu
  • alkum: iki elle bir avuç miktarı
  • amel: ishal
  • ana: sirkenin yüzeyinde oluşan tabaka
  • ana-gız gavmu: gelin olan kızın düğünden sonra anne evine yaptığı ziyaret merasimi.
  • anca: az önce / ancak
  • ancakı: deminki, biraz önceki
  • andır galmak: ölmek, kahrolmak, kıymetten düşek
  • andır goymak: bir kişiyi veya eşyası değersiz saymak
  • andır: kötü ve işe yaramaz eşya
  • aniim: azlık veya küçüklük ifade eden ünlem “aniim! baa u gadacuk mu börek ayırdıız?”
  • añnalamak: eşek ve benzeri hayvanların sırtlarını kaşımak için yende yuvarlanmaları
  • arma: beşibirlikten daha büyük bir altın
  • arma: av tüfeği mermilerinin yerleştirildiği fişeklik
  • artin armut: bir armut çeşidi
  • asarmak: esirgemek, korumak, bir bitkinin çevresindeki başka bitkileri ortadan kaldırmak.
  • asıl tüllü [asıl türlü]: çeşit çeşit
  • asuda: bir çeşit muhallebi
  • aş: karalahana ve mısır çekintisi ile yapılan bulamaç kıvamında yemek.
  • aşlu fırma [aşılı hurma]: trabzon hurması diye bilinen, çekirdeksiz, tatlı ve iri meyva.
  • aşşaa göt [aşağı göt]: eğimli bir arazinin alt ucu
  • avrupa armudu: bir armut çeşidi
  • avu [ağu]: zehirli mantar.
  • ayıkmak: bir şeyin farkına varmak, gafletten kurtulmak
  • aykuru [aykırı]: çaprazlama
  • azınsamak: az görmek.
  • aznahur: azgın, korkunç, heybetli, azman
**************** ÖRNEK OLARAK SÖZLÜĞÜN “A” HARFİNE AİT MİSALLER VERİLMİŞTİR. HER HAKKI MAHFUZDUR.

Yorum yap

Yorum gönderebilmeniz için giriş yapmalısınız.

ünye yurtları

Ünye'deki Ünye yurtlar içinde Yıldız Kız Öğrenci Yurdu'muzda tüm odalarda Mini Buzdolabı, Yüksek Hızlı Kablossuz internet ( WiFi ), Televizyon - Uydu Tv kanalları ve yayınları mevcuttur.


Ünye Kız Öğrenci Yurdu

Review www.yildizyurt.com on alexa.com